Altın ve gümüşte yön yukarı döndü
Altın ve gümüşte yön yukarı döndü
İçeriği Görüntüle

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılının son Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon tahmin aralığını yukarı yönlü güncelledi.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, düzenlenen bilgilendirme toplantısında yıl sonu enflasyon tahmin aralığının yüzde 31–33 bandına yükseltildiğini açıkladı. Önceki raporda bu aralık yüzde 25–29 olarak belirlenmişti. Son güncellemeyle orta nokta yüzde 32’ye çıktı.

Karahan, revizyonun başta gıda fiyatlarındaki arz şokları olmak üzere ithalat fiyatları, talep koşulları ve enflasyon beklentilerindeki yavaş iyileşmeden kaynaklandığını ifade etti. Dezenflasyon sürecinin yavaşlamasına rağmen sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

Güncellemenin nedenleri

Gıda fiyatları: Olumsuz hava koşulları nedeniyle bitkisel üretim tahminleri aşağı yönlü revize edildi. Gıda enflasyonunun yıllık katkısının son iki ayda 1,5 puan arttığı belirtildi.

İthalat fiyatları: Petrol fiyat varsayımlarında düşüş olmasına rağmen, değerli ve endüstriyel metal fiyatlarındaki artış enerji dışı emtia maliyetlerini yükseltti.

Talep ve çıktı açığı: Yurt içi talep dezenflasyonist seviyede kalmakla birlikte, çıktı açığının öngörülenden yüksek gerçekleştiği ifade edildi.

Beklentiler ve ana eğilim: Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin yavaşladığı, ana eğilim göstergelerinin yüzde 27–28 bandında seyrettiği kaydedildi.

Karahan, önceki raporda da gıda kaynaklı risklere dikkat çekildiğini hatırlatarak, son aylarda arz şoklarının gerçekleştiğini ve hizmet ile temel mal enflasyonundaki iyileşmenin sınırlı kaldığını söyledi.

2026 tahmini korundu

2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı yüzde 13–19 olarak korunurken, yukarı yönlü gıda ve ithalat etkileri ile aşağı yönlü iç talep yavaşlaması ve politika tepkisinin dengelendiği belirtildi.

Ara hedeflerde ise değişikliğe gidilmedi. Buna göre 2025 için yüzde 24, 2026 için yüzde 16 ve 2027 için yüzde 9 hedefleri korundu.

Karahan, sunumunu “Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koşul niteliğinde” sözleriyle tamamladı.